Dijital Sanatta Klasik Sahneler Mümkün Mü?

İnsanoğlunun kendini ve doğayı ifade etmek için başvurduğu ilk yöntem sanat. Mağara ve duvar resimlerinden bu yana, dünya tarihinin dönüm noktalarında önemli mesajların aktarımında büyük rol oynayan her bir sanat dalının kendi içerisinde büyük bir gelişme gösterdiği de su götürmez bir gerçek.

Büyük sanatçılar, tartışılmaz dehalar, müthiş bir gözlem ve yaratım sürecinden geçerek günümüze gelen sanat; fotoğraf makinesinin hayatımıza girmesi ile birlikte ilk büyük kırılma noktasını yaşadı da denilebilir. Işık, sahne, enstalasyon ve dahi estetik, fotoğraflanabilir olduğunda; geleneksel renkler, paletler, sahneler ya da uzun üretim süreçleri bir adım geride kaldı.

Bugün dijital bir çağda, teknoloji ile iç içe yaşayan insanlık; sanata yeni yorumlar getiren ve farklı bakış açıları ile beslenen ‘modern’ fikirlere uyumlanmaya çalışıyor desek pek de yalan olmaz.

Sanatın hemen her dalına sirayet eden teknolojik devrim, bilgisayar, telefon ve tabletler ile birlikte kendine has bir sanat devrimi de yarattı. Postmodern dönemin başlangıcı kabul edilen ve ilk olarak Londra’da ortaya çıkan Pop Sanat, 1990’lı yıllarda adını duyurmaya başlasa da kökleri 1960’lara kadar uzanıyor.

Bugün, Adobe Illustrator, Adobe Photoshop, Corel Painter, My Paint ve daha birçok programla yapılan dijital sanatı, kullanılan renkler, formlar, sahneler açısından daha ilk bakışta klasik sanattan ayırt etmek mümkün. Peki ya klasik sahneler dijital sanatla yeniden canlandırılabilir mi?

1989 yılında Almanya’da doğan ve Floransa’da eğitim alan Kristina Gehrmann bizi tam da bu sorunun örnekleriyle buluşturan bir isim. Küçük yaşlardan itibaren resim yapan ve klasik resim eğitimi alan Gerhmann; üretimlerini Photoshop üzerinden yaparak geçmiş ile bugünü bir araya getiriyor.

Çizgi romanlar ve çocuk kitaplarına çizimler yapan Gehrmann, ödüllü çalışmaları ile yalnızca Almanya’da değil, dünya çapında merakla takip edilen dijital sanatçıların başında geliyor.

İşte Gehrmann’ın çalışmalarından bazıları