Türkiye’de ebru sanatına gönül veren ustalardan Hikmet Barutçugil, ‘Barut Ebrusu’ adı verilen kendine has teknikle; ebru sanatının günümüze taşınmasına öncülük eden en önemli isimlerden birisi. Ulusal ve uluslararası platformlarda ebru sanatının tanınmasında ve sevilmesinde birçok çalışmaya imza atan Barutçugil, Çin’den Türkiye’ye İpek Yolu’nun “sanat”la yeniden kurulmasında da öncülük ediyor.
“Dünyadaki 500 En Etkili Müslüman” listesinde yer alan ve hat sanatına gönül veren Haji Noor Deen Mi Guang Jiang ve Hikmet Barutçugil, İpek Yolu sergisinde bir araya geldi.

İstanbul’da Hasan Çelebi, Davud Bektaş, Ferhat Kurlu ve Ahmed Koçak’tan hat icazeti alan Haji Noor Deen Mi Guang Jiang, 1997 yılında Mısır’daki Arap Hattat Sertifikasına layık görüldü.
Üsküdar Belediyesi tarafından Nev Mekan Sahil’de düzenlenen İpek Yolu Ebru ve Hat Sergisi’nin küratörlüğünü Meyçem Ezengin üstlendi. Geleneksel sanatın günümüz dinamizmini birebir yansıtıldığı sergide, eserlerin 2000 yıldan bu yana kullanılan kadim bir teknik ile ebru üzerine yazıldığını vurgulayan Ezengin; Hikmet Barutçugil ebrularının üzerine Haji Noor Deen Mi Guang’ın zemzem suyu ile sulandırdığı özel mürekkep ile Çin ve Arap hatlarının yazıldığını vurguladı.
Özel eserler ile bir araya gelen iki sanatçıya projeyi ve birlikte çalışma sürecini sorduk.
– Çin sanatının mitolojik öğeleri ile Türk sanatını nasıl harmanladınız?
Hikmet Barutçugil: Evet, Çin kültüründen öğeleri ve renkleri görüyoruz. Bu resimsel değere baktığınızda bizim Orta Asya’daki köklerimizi hatırlamanız yeterli. İslamiyet’e geçiş ve önceki dönemlerde, bizim sanatımızın temelleri Orta Asya’da. Biz bu sergi ile, İpek Yolu’nun kültür ve sanat olarak yeniden canlandırmayı hedefliyoruz. Çünkü sanatın dili, dini, ırkı ya da rengi yoktur, evrenseldir. Sanat, bal gibidir. Bal, suyun geçmediği delikten geçermiş.

– Geleneksel zanaatlar, modern formlar ile yeniden yorumlanıyor ve gençlerin de çok ilgisini çekiyor. Siz sanatın modernleşmesine nasıl bakıyorsunuz?
Hikmet Barutçugil: Sanat da bilim gibi tekâmül etmek zorunda. Yaradılışın sırrı tekâmüldür. Gençlerimizin ‘development’ dedikleri bu gelişme yaradılışımızın sırrında vardır. İyi ki de var. Sanat da köklerimizden beslenerek gelişmek zorundayız. Bugün Batı’da da, ‘modern sanat’ın, ‘çağdaş sanat’ın birçoğunun aldatmaca olduğu ortaya çıktı. Tabi ki hepsi değil ama bir inanç, felsefe, bilgi birikimi olacak ki, sanat modernleşsin. Picasso, son derece naturalist bir ressamdı. 14 yaşında yaptığı ‘Piyano Çalan Kız’ resmini gördüğünüzde fotoğraf zannedebilirsiniz fakat bunların da kökeni Orta Asya’nın, Afrika’nın kaya resimlerinden etkilendi. Yani, kökleri sağlama ama yeni yorumlar sanatta oldukça önemlidir.

– Türk sanatında, sizi en çok etkileyen öğe nedir?
Haji Noor Deen Mi Guang Jiang: Her iki sanat da çok eski birer sanat. Çin geleneksel sanatı ile Türk – İslam sanatlarını birleştirerek, aralarını daha da yakınlaştırmak istedim. İlk olarak ABD’de bir arkadaşımdan ebru sanatını duyarak, inceledim. Bu sanatı 10 yıldan uzun süredir Türk hocalardan da öğreniyorum. Yapmaya çalıştığımız şey; Salt Çin ya da Salt Türk sanatından ziyade, her ikisini ebru ile eşleştirerek; yeni bir yorum getirmek istedik.
E. İlkay Yaprak
e.ilkay@grifons.com
