Hülagü: ‘İnsanları Eğlendirmek İçin Sahne Almıyorum’

Karagöz’ü önce yalnızca bir Ramazan etkinliği olmaktan çıkardı, sonra da UNESCO’nun onayını alan bu “Somut Olmayan Kültürel Miras”ı ABD’ye taşıdı.

Mekânı Balat’ın sokaklarına kurduğu ve konu komşu toplaşıp, sokak sakinlerinin yanı sıra sokaktan geçen herkese özel etkinlikler düzenleyen Ayhan Hülagü, ABD’de Karagöz’ü ve Türk kültürü öğelerinin bu kadar hâkim olduğu Karagöz hicivleri ve sanatını nasıl icra ettiğini grifons.com’a anlattı.


– Türkiye’de üretilmiş ve gelenekleri ile birebir örtüşen bir oyun; Karagöz’ü ABD’de oynatıyorsunuz. Nasıl tepkilerle karşılaşıyorsunuz?

Karagöz, UNESCO tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras” edildikten sonra özellikle yurt dışında daha çok tanınır oldu. Nihayetinde 500 yılı aşan geçmişiyle en eski gölge oyunlarından biri. Bu sanat olan yoğun ilgiye birebir deneyimleyerek tanıklık ettim. Amerika’nın farklı eyaletlerinde gösteriler yaptım ve gönül rahatlığıyla ilginin Türkiye’dekinden çok daha yoğun olduğunu söyleyebilirim. Farklı, köklü hikayeye sahip bir sanata tanıklık etmek insanları cezbediyor. Olumlu ve motive edici geri dönüşler geliyor.

-Amerikanın hangi eyaletlerinde gösteriler yaptınız?

Karagöz Theatre Company olarak bugüne kadar beş eyalette turne yaptık: Lowa, Washington DC, Maryland, Virgina ve New York City. Dört uluslararası festivalde de gösteriler yaptım. Ayrıca Karagöz tarihinde yer alan bir sahnelemem oldu. Oyunum geçtiğimiz yıl Amerika’da tiyatronun Oscar’ı kabul edilen Tony ödüllerinin sahibi La MaMa’nın düzenlediği festivale seçildi. Bu gösteri beş yüz yılı aşan sanatın Broadway’deki ilk temsili olarak tarihe geçti. Bu benim açımdan büyük bir onur.

-Karagöz söz oyunu üzerine kurulu, çoğu zaman yanlış anlaşılmalarla komedi oluşturan bir gösteri. İngilizce yaptığınız gösteriler de bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Yurt dışında gösteri yapmaya başladığımda benim için en büyük engel buydu. Türkiye’de yaptığım gösterilerdeki pratiği İngilizce yapacağım gösteriye nasıl taşıyacağım üzerine uzun süre kafa yordum. Sonrasında bu sorunu bir köşeye bırakıp ana hikâyeye odaklandım. Hikâye anlatmak, sanatı tanıtacak estetik görsel bir sunum yapmak birincil amaç haline dönüştü. Kelime oyunlarından çok durum komedisi ön plana çıkmaya başladı. Sunum yaptığım kitlenin beğeni ve algısına göre mizah dönüşmeye başladı. Seyirci geleneksel formda bir gösteri izlerken hikayeyle ilişki kuruyor. Ben insanları eğlendirmek, hoşça vakit geçirmek için sahne almıyorum. Öncelikle asırlık bir sanatın nasıl icra edildiğini göstermeye çalışıyorum.

-Oyunlarınızın hikayesi nedir? Amerika için yeni metinler oluşturdunuz mu?

Sırtını klasik oyunlara yaslayan metinleri uyarlayıp sahnelemekten keyif alıyorum. Klasik metinler zamansız oluyor. Kısa süre önce Hayali Küçük Ali’nin ‘Kanlı Kavak’ oyununu ‘Büyülü Ağaç’ adıyla güncelleyip sahnelemeye başladım. Ağacı kesen Karagöz’ün başına gelen tuhaf olayları konu ediniyor. Alt metinde doğa sevgisini anlatan eğlenceli ve fantastik bir oyun. Evrensel bir tema olduğu için dünyanın her yerinde alıcısı var diye düşündüğüm için bu metne yoğunlaştım.

– Seyirciler, bu kukla şovu ile Karagöz’ün farklarını elbette fark ediyorlardır. Sizden Karagöz öğrenmek isteyen oldu mu?

Gösterilere ek olarak workshop çalışmaları da yapıyorum. Kütüphanelerde, tiyatrolarda, festivallerde birçok Karagöz yapım ve oynatım atölyesi gerçekleştirdim. İşin güzel tarafı katılanların neredeyse tamamına yakının Amerikalılardan oluşması. Karagöz’ün hikayesini öğrenmeye çalışıyorlar, kendi karakterlerini yapıp oynatmaya çalışıyorlar. Dünya kültür mirası ilan edilen bir sanatın Türkiye coğrafyasının dışında temsil edilmesi, tanıtılmasına katkı sunmak benim için çok anlamlı. Buna tanıklık etmek ayrı bir keyif.

– Bir temsil olarak Karagöz aslında siyasi bir mizah diline hakim. Bu anlamda doğaçlama ilerlediğiniz bölümler oluyor mu?

Gösteri yaptığım kitleye göre doğaçlama yaptığım oluyor elbette. Türkçe gösterilerimde kendimi çok rahat ve güvenli hissediyorum. İngilizce gösterilerde sabit metnin dışına çıkmak beni ürkütüyor açıkçası. Mesela Lowa’da yaptığım gösteri de beni davet eden festivalin direktörünü oyunun içine dahil ettim. Hacivat Amerika’da ismini değiştirmek ister, bu sırada Karagöz ona Monica adını uygun görür. Bunun üzerine hayli mizah yaptık ve seyirciden yoğun reaksiyon aldı. Alımlayan kitleye göre anlık doğaçlamalar olmuyor değil, ama dille bira daha yoğrulmam gerekiyor. Siyasi mizah için açıkçası vakit tanıyorum kendime. Ancak şu an Trump’ın Karagöz tasfirini yapmaya başladım. Oyunun sonunda sahneye sokup hayaliyle kavga etmesini planlıyorum. Kendi gölgesiyle kavga eden bir lidere kayıtsız kalmak ne mümkün.

– Karagöz yalnızca bir temaşa olmasının dışında, toplumun her kesimine hitap edebilen nadir kahramanlardan. Siz, oynatırken Karagöz’den neler öğrendiniz?

Karagöz, tüm toplumun temsilcilerine perdesinde yer veren bir oyun. Birlikte yaşamaya dikkat çeken farklılıklara saygıyı ön plana çıkaran bir hayal şöleni. Karagöz karakteri ise çoğunluğun temsilcisi. Dobra, kaba, hilesiz, patavatsız bir halk figürü. Gölge oyunu sahnesinin bana her şeyi yapabileceğim sınırsız bir alan açması beni cezbediyor. Karagöz üzerinden toplama mütevazi bir ayna tutmak değerli geliyor.

E. İlkay Yaprak
e.ilkay@grifons.com