Çiftçioğlu: ‘İzmir Oyuncusu Olmaktan Haz Duyuyorum’

İzmir doğumlu başarılı oyuncu Ozan Çiftçioğlu, orta okul yıllarında başladığı oyunculuk kariyerine birçok başarılı proje ve yüzlerce öğrenci sığdırmış.

Üniversite eğitiminin ardından tiyatro ve oyunculuğa ara vermeden devam eden Ozan Çiftçioğlu, “Yeşil Deniz”, “Kaderimin Yazıldığı Gün”, “Yüzyıllık Mühür” gibi dizilerde ” Suda Balık” ve “Zengin Kısmet” sinema filminin ardından Nuran Zengin ajansında genç oyuncuları sektöre hazırlamaya devam ediyor.

Aktif olarak çalışmalarına devam eden Ozan Çiftçioğlu’na yeni projelerini sorduk…


– Aslında ilk olarak sizi tiyatroyla küçük yaşlarda buluşturan motivasyonunuz nedir desek?

Ozan Çiftçioğlu:  O yaşlarda önümde iki seçenek vardı. Ya müziğe yönelecektim ya da tiyatroya. İkisine de ilgim vardı. Orta okuldayken okul müdürümüz “ Ozan 3-4 tane skeç yaz. Nasıl istiyorsan hazırla, kimse sana müdahale etmeyecek” dedi. Ben de o gün ilk kez sahneye çıktım ve o sahne tozunu yuttum. Sanırım sahnede hazırladıklarımın, yaptıklarımın insanları mutlu ettiğini görmek; yüzlerinde ki, gözlerinde ki heyecanını görmek; o sahneden kalmamı sağladı. Çünkü karşımda mutlu insanlar vardı. Sanırım sahneden hayatın gerçeklerini yansıtmak, hem bana hem de seyirciye iyi geldiğini düşündüm.

– Profesyonel eğitiminizi tamamlamanızın ardından birçok dizi ve sinema filminde rol aldınız. Peki kariyerinizde hedeflediğiniz nokta neydi?

O. Çitfçioğlu: Hedefim, bir yandan kendimi oyunculukta geliştirmeye devam ederek, mevcut senaryomu hayata geçirebilmek. Ülkemizde insanları güldürmek zordur. Ve ne yazık ki argo kelimeleri kullanmadan bunu yapmaya çalışan çok az insan var. Biz de iki arkadaş yazdığımız özel bir senaryo ile 7’ den 70’ e herkesin izleyebileceği bir filme imza atmak istiyoruz. İzmir’de devam eden sponsorluk görüşmelerimizin ardından yaz aylarında bu projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz.

– Sinema ve televizyon sektörünün yoğunluklu olarak İstanbul ile şekillendiğini biliyoruz. İzmir’de olmanın zorlukları neler?

O. Çiftçioğlu: Evet, İstanbul’da deniz büyük fakat ne yazık ki balık da çok. Ne yazık ki diyorum çünkü, eğitimli eğitimsiz bir çok oyuncu, kendilerini cast direktörlerine ya da yapımcılara “ezdirerek” düşük bütçelerle görev almayı kabul ediyor.

Bizim ülkemizde de iyi bütçe, göz önünde bulunan ünlü oyunculara veriliyor. “Aslan payı”nı onlar alıyorlar ne yazık ki. Ben, İzmir oyuncusu olmaktan büyük haz duyuyorum. Bir yerlere geleceksem İzmir’de ya da Ege Bölgesinde projelerle olsun isterim. Bir nevi kendi tırnaklarımla kazıyarak. Çünkü bu piyasada hiçbir şekilde eğitimi, yeteneği olmayan insanlar; ‘güzellik’, ‘yakışıklılık’ ya da ‘akrabalık’ kriterleri ile oyuncu oluyor. Dileğim o ki, birgün herkes kendini geliştirerek ve mutlaka ama mutlaka bunun eğitimini alarak ekranda yerini alsın.  İzmir’de bu işi layıkıyla yapan ve benim çalıştığım üç ajans var.

– Aynı zamanda tenor olduğunuzu biliyoruz, müzikal anlamda bir projeniz var mı?

O. Çiftçioğlu: Müzikal anlamdaki projeleri eşime bırakıyorum. Çünkü O bir müzisyen, ben ise hobi olarak yapıyorum. İşi ehline bırakmak lazım. Fakat sık sık eşimle beraber enstrümanlarımızı elimize alıp kendimizi eğlendiriyoruz. Fakat hazırladığımız senaryoda müzikle iç içe bir yaşamı göreceğiz. Yani bir şekilde müzik yine hayatımda.

– Öğrencileriniz var ve sıkı bir tempo ile eğitimlerinize devam ediyorsunuz. Yeni jenerasyonda gözlemlediğiniz farklı özellikler var mı?

O. Çiftçioğlu: Evet yoğun bir çalışma temposu içerisindeyiz. Bir yandan tiyatro ve oyun hazırlıkları, bir yandan yeni ve genç öğrencileri yetiştirme telaşı, bir yandan da senaryo hazırlıkları. Koşuşturma var ama tatlı bir koşuşturma bu. yetiştirdiğiniz oyuncuların dizilerde boy göstermesi inanılmaz bir keyif. Yeni jenerasyonu yakından takip etmeye çalışıyorum ki bunlardan bir tanesi Aleyna ÖZGEÇEN. Gülperi’nin Bedriye’si. Yetiştirdiğim, eğitim verdiğim ve gurur duyduğum oyuncularımdan bir tanesidir. Ve gerçekten yeni jenerasyonun önde gelen isimlerinden olacağına eminim. Ben yeni jenerasyondan ümitliyim. Ama artık yüzleri televizyonda eskimiş oyuncuların, yeni yüzler eğitmek ya da keşfetmek için kenara çekilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Birer ağabey, abla olarak yeni oyuncu yetiştirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

E. İlkay Yaprak
e.ilkay@grifons.com