Elektro Gitarın Taçsız Kralı: Demir Demirkan

Şimdi sizlere, 2000 yılında zihin sofralarınıza düşen yeni tariften bahsetmek istiyorum.

Adana’nın delişmen heyecanını, İzmir’in arnavut kaldırımı sokaklarında bir süre yürütüyorsunuz. Gerekli eğitim kurumlarında, okul koridorlarında kulaklık takıp gezen bu genç adamı, Bilkent’e uğurlayıp kadim İngiliz kültürü, soneler, kelimeler, dil, anlam ve mana labirentinde bir süre gezindiriyorsunuz. Buradan tek gidiş alcağınız bir biletle, Amerika’nın en köklü sanatçılarının yanına yamayıversiyorsunuz.

Sonra siz Şebnem Ferah’la tanışıp “Sakin Ol”un fersah fersah ötesinde Eurovision şampiyonu bir Sertap Erener izlerken, işin “mutfağı”nda olan, 2000 yılına kadar kısık ateşte kendini harlayan, elektro gitarın bam telini bulan Demir Demirkan bir “Göçmen” gibi geliveriyor masanıza.

“Zaferlerim”e kadar varlığını hissetmemiş olabilirsiniz. Sofranızda bulunan çeşitli lezzetlere dalmışken, en leziz haliyle duran Demir Demirkan’ı keşfettikten hemen sonra gönlünüze indirmenizi anlıyorum. Ama eksiksiniz!

2000 yılında Anadolu’nun küçük bir şehrinde, “Yarına Kadar” dinlerken kelimenin ahengine kapılamadınız. “Belki” duymadınız ya da “Yavaş Yavaş” alıştınız, haklısınız.

Bir “Resim” gelirken geceden, belki bir “Kahpe”ye ağlıyordunuz, olabilir. “Gelibolu”yu “İstemek Yetmedi”yse, bir “Devrim Arabası”na atlayıp “Erkekler Kulübü”nde “Hayyam Gelip Kral Olsa” diye kadeh kaldırabilirsiniz.

Bu kadar gevezelik yeter; biz de kalitenin hakkını verelim. “Aşk” şarkısı ile sansasyonlu evliliği kadar gündeme gelmeyen Demir Demirkan, bilenin incelediği bilmeyenin ötelediği bir isim, maalesef.

Türk gençlerinin Anadolu coğrafyasına yeni bir “merhaba” demiş rock müziği elektro gitarıyla taçlandıran Demir Demirkan, kenin üzerine adeta bir karamel katmanı halinde yayılan bir tarzın da sessiz bekçisi.

NOT: Bu eski bir doğum günü kutlaması idi ve fakat bu sayfada olmazsa, asla içime sinmez idi. Keyifli okumalar…

E. İlkay Yaprak
e.ilkay@grifons.com