Evet; Adım Frida!

Evet, adım Frida. Macar Yahudisi bir baba ile Kızılderili bir annenin üçüncü kızıyım. Farklıyım evet ve en bilinen farkımdır yalnızlığım. Çünkü kısa bacağım değilken kibrit çöpü, yürüyorum sokaklarda, içime çektiğim talihin kırsalında.

Evet, adım Frida. Başarılıydım ben, doktor olacaktım hiç düşünmeden. Sonra birden… Birden o otobüse bindim. Üstelik o otobüste bulunmamın tek sebebiydi kaybettiğim şemsiyem.

Evet, adım Frida. O demir çubuk sanki içimde hala. Kestiğinde gövdemi tam ortadan öylece, akmadı gözümden yaş yalan söyleme!

Evet, adım Frida. Ressam oldum ben. Resmettim kendimi kendi başımın üzerinden. O aynaların içinden geçerken gölgem sahiden, sahi, sen hiç gördün mü kendini; dört kırık kaburga kadınlığının bakiyesini törpülerken?

Evet, adım Frida. Ben evlendim Diego’yla! Kendi rızam dışında sığındım yalnızca babama. Biliyordu oysa, hastaydım ben, çirkindim kime kıyasla. Söyledi babam, tek başına kilise koridorlarında. Tanrıdan başka duyan olmadıysa da…

Evet, adım Frida. İşte o kaza var ya; vermedi kucağıma bir çocuk kendimle kaldım hep, büyük acılarla. Kendime gebeydim ben, düşüp giden cenin bağlarında. Sormayın, bir taahüdüm oldu mu o yatakta akıp giden zamana.

Evet, adım Frida. Ne sürrealistim ne de girdim kendimden başka bir akıma. Aynalarda çizdiğim kendimi, hayatımda kaybettiğim aşklara armağan ettim acılarımla.

Evet, adım Frida. Sergiledim acılarımı kaşlarımın ortasında. Görebildin mi rengini canımın, portre denilen siluetin gizli noktalarında. Görmek miydi her zaman “bakmak” bana sorsana.

Evet, adım Frida. Picasso’ya dildim ben Kandinsky’e lisan, çizdim ya kendimi; bilmediler acılarımın dilini.

Evet, adım Frida. Birgün Troçki geldi yanıma. Sevdiğim adam gibi olduysa da, kıyamadım kadınına, saldım yurduna. Kimse kimsenin acısında umumi konaklayamaz ya, gerisi bir ölümdü, yargılandığımda.

Evet, adım Frida. Öğrettim ben sanatımı, benim olması için bütün canımı verdiğim çocuklara. Çocuk dedim ben yine, her biri kayıp kendi suretinde.

Evet, adım Frida. Yaşlandım artık, acılarımla başbaşa. Diego her şeye rağmen yanımda. Kaçtık ülkemizden, üçüncü kez karşılaştığımızda.

Evet, adım Frida. Ölüyorum ben. Kendimle geçirdiğim bütün hayatı çalkaladım bütün aklımla. İşte şimdi anladım, aklım oyunbaz, kalbimin tam karşısında.

Bil ki bunca zaman; Arkamda bıraktığım bütün tablolarda ben. Ciğerlerim taşımıyor artık acımı, kestirdim hayata tutunmak için bir bacağımı. Hayatımda olmayan bütün adamların kadınıyken ben, ölüyorum Diego’nun yanında hiçbir şey düşünmeden.

Bak, bak ne diyorum;

“Başlangıç Diego … Yapıcı Diego … Çocuğum Diego..Ressam Diego … Babam Diego … Oğlum Diego…Sevgilim Diego … Kocam Diego… Dostum Diego … Anam Diego… Ben Diego…Evren Diego” dinle beni, tut kendi hayatının ucundan.

Benim dünyamsa karanlık halelerle gecene dolan; duy sesimi, işte bu ben. Kendini kendinden doğurup, kendiliğinden öldüren.

E. İlkay Yaprak