Hikâyelerimizi Sırtlayarak Hepimizi Yücelten Bir Kadın: Nurdane Uzun

Koza Han, Bursa için ayrı elbette benim için apayrı bir mekân. Koza Han’ın içerisinde İnci Cafe ise İlyas’ın nezdinde hepimizin. Burada elbette bir soluklanıp, Merve Sönmez’le göz göze gelmeliyiz. Gelmeliyiz ki, Koza Han’da bize alan açan, nefes olan, kahvesiyle, tadlarıyla bizi alıp kendimize getiren bu mekânı daha iyi anlayalım.

Velhasılı kelam, bugün herkes bir şekilde unuttuğu “gerçek”liği hatırlıyor.

Kadın olmak. Kadınların da var olduğu bir toplumda birey olmak.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, başını çevirdiği her şeye yakından bakma cesareti gösteren herkese selam olsun!

Günlerden bir gün ki, Koza Han’da bir kadınla karşılaştım ben.

Değerleri; bildiğimiz, unuttuğumuz, atladığımız gerçekleri sırtındaki çantaya toplamış Han’ın içerisinde ağır adımlarla yürüyordu.

Nurdane Uzun.
Şair ve yazar.


Kendi imkânlarıyla bastırdığı kitaplarını, her gün hiç üşenmeden, hiç ‘of’ demeden ve hiç vazgeçmeden Koza Han’da satıyor.

Tek başına verdiği bu mücadelede 35 bin kitabın okuyucu ile buluşmasına vesile olmuş.

Üstelik bir gün bile sitem etmeden, kendi yolunda yürümenin kitabını da yazmış fark etmeden.

Neden? diye sordum.

“Seviyorum” dedi.

Okumayı mı yazmayı mı? dedim.

“Okumadan yazamazsınız” dedi.

Kaç yıldı oldu?

“Önceden şiir yazıyordum ama 2000 yılından sonra düz yazıya başladım” dedi.

Tam yirmi yıl neye emek verebilirsiniz bir hayal eder misiniz?

Ben şahsen yutkunmayı tercih ettim.

Kıssadan hisse öyküler, şiirler, denemeler, mizah, fıkralar ve çocuk kitapları.

Tek başına bir külliyata sahip olan Nurdane Uzun, duru ve sade dili ile de adından bahsedilmeyi hak ediyor.

Destek olmak isteyenlerin katkıları dışında hiçbir yayınevi ile irtibat kurmadan 35 bin kitap satan Nurdane Hanım’ın bir de ricası var;

‘İncitmeseler keşke’

Olanakları ve alanı sınırlı olan Nurdane Hanım, aslında esnafın kimi tavrından inciniyor.

Eserlerini tanıtmak isterken gördüğü muameleden inciniyor.

Yargılayan bakışlardan ve ‘üretme’nin hazzını almamış dimağlardan inciniyor.

Ama vazgeçmiyor, yılmıyor.

Hem yazıyor hem de okuyucusuna ulaşmak için elinden geleni fazlasıyla yapıyor.

Böyle bir gün, böylesine güçlü kadınların omuzlarında bizleri de yüceltiyor.

Selam olsun 8 Mart’ta hatırlanmayı sonuna kadar hak eden bütün emekçi kadınlarımıza…