Floransa Modern Sanatlar Bienali’nde aldığı gümüş madalyanın ardından dünyanın çeşitli ülkelerinde sanatını sergileyen ve son olarak “İstanbul’u yurt dışında en iyi temsil eden sanatçı’ ödülünü alan Doç.Dr. Münevver Üçer ve Türkiye’nin ilk ve tek Kalemişi sanatçısı eşi Doç. Dr. Kaya Üçer, Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde öğrencileri ile birlikte oluşturdukları eserleri sanat severlerle buluşturdu.
80 parçadan oluşan bu özel koleksiyonda, Doç. Dr. Münevver Üçer ve Doç. Dr. Kaya Üçer’in de unutulmaz eserleri yer alıyor. 30 Ekim’de açılan bu özel sergi, 11 Kasım’a kadar ziyaret edilebilir.
Serginin açılışında konuklarını şık bir Anadolu yazma-fları ile karşılayan Doç. Dr. Kaya Üçer sergiyi ve çalışmalarını grifons.com okurlarına anlattı. Doç. Dr. Üçer, bir de müjdeli haber verdi.

– Sergideki çalışmaların çıkış noktası nasıl şekillendi?
Çıkış noktamız aslında, 25 – 30 yıldır emek verdiğimiz Tezhip ve Kalem işi sanatını gelecek nesillere aktarmaktı. Üniversitede öğrencilerimizin yanı sıra, evdeki hanımlarımızın da evlerinden çıkmalarını, sosyalleşmelerini ve kendilerini bir sanat dalıyla ifade etmelerini istedik.
Bölümümü ilk öğrenen komşularımızın; ‘Tespihin de bölümü mü varmış? Kaç ders tespih yapıyorlarmış?’ dedikleri noktalardan geldik buralara. Böyle olunca, biz de sanatımızın zekatı olarak bildiğimizi öğretmemiz gerekiyor.

Türk sanatlarının, Orta Asya’dan bugüne İslâm’dan beslenen sanat kollarını, dünyaya entegre etmek, annelerimize öğreterek, çocuklarımızın yani gelecek nesillerin Hat, Tezhip gibi sanatlarımızı doğru bilmelerini sağlamak istiyoruz.
– Bu doğrultuda farklı çalışmalar da yürütüyor musunuz?
Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı ile çalışarak, Türkiye’de ilk defa Geleneksel Türk Sanatları Meslek Lisesi kuruyoruz. Kültür Bakanlığı ile protokolümüzü de tamamladık. Butik eğitim verecek lisede öğrenci sayımız 20 olacak. Burada ailelerimizin de kaygılarını öngörerek, eğitim alacak öğrencilerimize burs, staj, iş imkânları sağlamayı hedefliyoruz.
– Sergide kaç öğrenciniz yer aldı?
Bu sergide 20-22 öğrencimizin 80’e yakın eseri var. Caddebostan’da ‘Atölye’ adını verdiğimiz kurs merkezimizde, çalışmalarımıza halen devam ediyoruz.
Sanatta kalıcı bir iz bırakmak, eserlerimizle anılmak istiyoruz.
– Son olarak flarınızın hikâyesi nedir?
Annemden kalma olanları takıyordum; sonra benim merakımı fark eden herkes getirmeye başladı ve ciddi bir koleksiyonum oluştu. Bu benim için keyif…

Doç. Dr. Kaya Üçer’in ardından Doç. Dr. Münevver Güler ise şunları söyledi:
– Serginin farklı bir konsepti var, siz eserlerinizi nasıl seçtiniz?
Tezhip sanatına bir yenilik getirmeyi hedefliyoruz. Bu nedenle ben de farklı dönemlerde oluşan farklı eserlerimiz bu sergiye taşıdım. 21. yüzyılda yaşıyoruz, 8. yüzyıldan bugüne kurallarını bozulmadan bugüne taşınan Tezhip sanatına, yine kurallarına ve inceliklerine uyarak yeni bir soluk getirmeyi istiyorum.
Sergide, kağıtlarda farklı boyama tekniklerinin kullanıldığı, kabartma tekniklerin uygulandığı, on altıdan ince yapılmış, neredeyse büyüteç ile görülen, ya da bunlardan daha farklı tekniklerle oluşturulmuş eserler bir arada. Doğru yapılan yeniliklerle sergiyi görenlerin ufkunu açmak istedim.
– 21. Yüzyıl dediniz, eserlerinizde teknolojiden de faydalanıyor musunuz?
21. Yüzyıldayız fakat Tezhip sanatı kuralları gereği çok fazla teknoloji kaldırmıyor maalesef. Öğrencilerimizden, Autocad programından desen çiziminde yardım alanlar oluyor. Bunun dışında Tezhip’te her türlü boyamayı ve süslemeyi el ile yapmanız gerekiyor. Burada önemli olan tasarımdır. Ben, eserlerimde desen bile çizmeden doğaçlama ilerleyerek; kusursuz eserler yerine, eserin ruhunu yakalamayı seviyorum.
E. İlkay Yaprak
e.ilkay@grifons.com
